Multilingual Turkish Dictionary

Ottoman Turkish

Ottoman Turkish
HUSUN : Ottoman Turkish

(Hısn. C.) Kaleler. Korunacak sağlam yerler

HUSUN-İ REFÎA : Ottoman Turkish

Yüksek kaleler

HUSUR : Ottoman Turkish

Yorulmak. * İncinmek

HUSURE : Ottoman Turkish

Yoğunluk, kalınlık. Sütün yoğurt olması

HUSUS : Ottoman Turkish

İş. Mevzu. Yol. Usul. Keyfiyet. Madde. Şey. Bir şeyin sairlerinden ayrıldığını ve temyizini bildiren cihet ve keyfiyet

HUSUSA : Ottoman Turkish

Ayrıca, hususen, başkaca

HUSUSAN : Ottoman Turkish

hususca, özellikle

HUSUSAT : Ottoman Turkish

(Husus. C.) Hususlar, bakımlar, işler. Tarzlar, şekiller. Mes'eleler. Maddeler

HUSUSEN : Ottoman Turkish

Bilhassa. Ayrıca. Başkaca. Buna mahsus olarak

HUSUSEN : Ottoman Turkish

özellikle

HUSUSİYAT : Ottoman Turkish

Hususi olan şeyler. Hususiyyetler

HUSUSİYET : Ottoman Turkish

Ahbaplık, tanışıklık, yakınlık. * Hususilik

HUSUSİYET : Ottoman Turkish

özellik

HUSUSÂT : Ottoman Turkish

hususlar, konular

HUSUSÎ : Ottoman Turkish

Bir şeye aid olan. Herkese âid olmayan

HUSUSÎ : Ottoman Turkish

özel

HUSVE : Ottoman Turkish

Topraklı yer

HUSYE : Ottoman Turkish

Erkeklik bezi. Haya. Erkeğin yumurtalığı

HUSYET-ÜS SEMEK : Ottoman Turkish

Balık yumurtası

HUSYETAN : Ottoman Turkish

f. Hayalar, çift haya. Erkeklik bezlerinin her ikisi

HUSÛF : Ottoman Turkish

perdelenme, ay tutulması

HUSÛFÂT : Ottoman Turkish

perdelenmeler, ay tutulmaları

HUSÛMET : Ottoman Turkish

düşmanlık

HUSÛMETEFZÂ : Ottoman Turkish

düşmanlık saçan

HUSÛMETKÂRÂNE : Ottoman Turkish

düşmanca