Multilingual Turkish Dictionary

Ottoman Turkish

Ottoman Turkish
HUZME : Ottoman Turkish

Demet. Deste. Bir kucak şey. * Fiz: Bir ışık kaynağından çıkan sütun halindeki şua

HUZME : Ottoman Turkish

ışık demeti

HUZMÂSAFÂDÂMÂKEDER : Ottoman Turkish

safa vereni al keder vereni bırak

HUZNE : Ottoman Turkish

(C.: Huzen) Sağlam ve sert olan

HUZRE : Ottoman Turkish

Arka zahmeti

HUZRET : Ottoman Turkish

Yeşillik. Ter ü tazelik

HUZRUF : Ottoman Turkish

(C.: Hazârif) Fırıldak. * Değirmen çarkının birisi. * Pervâne

HUZU' : Ottoman Turkish

Mahviyet ve tevazu hali, alçak gönüllü olmak. Allah'ın azametini, celal ve cemalini, büyüklüğünü tahattur ve tefekkürden hâsıl olan, insandaki huzur ve huşu' hâli

HUZUB(E) : Ottoman Turkish

Semiz olmak, besili olmak

HUZUK : Ottoman Turkish

Adımları birbirine yakın olan kısa boylu kimse

HUZUKA : Ottoman Turkish

Ekşilik

HUZUNET : Ottoman Turkish

(C.: Huzen) Sağlamlık. Kabalık, sertlik

HUZUR : Ottoman Turkish

Hazır olmak. Mevcud bulunmak. * Hürmet edilmesi lâzım gelen kimsenin yanında olmak. * İbadet neticesi hâsıl olan rahatlık, gönül ferahlığı

HUZUR Ü HAB : Ottoman Turkish

Rahat ve uyku

HUZUR Ü SÜKUN : Ottoman Turkish

Rahatlık ve eminlik

HUZUR-AVER : Ottoman Turkish

f. Huzur ve rahatlık verici, sükunet veren

HUZUR-U KALB : Ottoman Turkish

Kalb huzuru, gönül rahatlığı

HUZUZ : Ottoman Turkish

(C.: Hızzân) Erkek tavşan

HUZUZÂT : Ottoman Turkish

(Huzuz. C.) İnsanın hoşuna giden şeyler

HUZUZÂT-I NEFSÂNİYE : Ottoman Turkish

Nefse hoş gelen şeyler

HUZVA : Ottoman Turkish

Bir yere toplanıp tepe gibi olan kum yığını

HUZVANE : Ottoman Turkish

Büyüklenmek, kibirlenmek

HUZVE : Ottoman Turkish

Parça

HUZYA : Ottoman Turkish

Ganimet malından vermek

HUZYE : Ottoman Turkish

(C.: Huzâyât) Küçük ok