Ottoman Turkish
HZ. HASAN : Ottoman Turkish
"Hz. Ali'nin (R.A.) oğludur. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) sevgili torunudur. Cennet'le tebşir olunmuştur. Hz. Peygamber (A.S.M.) kendisi için cennet gençlerinin seyyidi buyurmuştur. (Hi:
49)(Hazret-i Hasan ve Hüseyin'in Emevilere karşı mücadeleleri ise, din ile milliyet muharebesi idi. Yâni, Emeviler, Devlet-i İslâmiyeyi, Arab milliyeti üzerine istinad ettirip râbıta-i İslâmiyeti, râbıta-i milliyetten geri bıraktıklarından, iki cihetle zarar verdiler:Birisi: Milel-i sâireyi rencide ederek tevhiş ettiler. Diğeri
Unsuriyet ve milliyet esasları, adâleti ve hakkı tâkip etmediğinden zulmeder. Adalet üzerine gitmez. Çünki: Unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez. ferman-ı kat'isiyle: Râbıta-i diniye yerine râbıta-i milliye ikame edilmez; edilse, adalet edilmez; hakkaniyet gider.İşte Hazret-i Hüseyin, râbıta-i diniyeyi esas tutup muhik olarak onlara karşı mücadele etmiş, tâ makam-ı şehadeti ihraz etmiş. M.)"
HÂB : Ottoman Turkish
uyku
HÂB-I ADEM : Ottoman Turkish
Ölüm uykusu
HÂB-I CÂVİD : Ottoman Turkish
Ebedî uyku, ölüm
HÂB-I GAFLET : Ottoman Turkish
Gaflet uykusu
HÂB-I GİRAN : Ottoman Turkish
Ağır uyku
HÂB-I HARGUŞ : Ottoman Turkish
Tavşan uykusu. Şüpheli ve hafif uyku. * Yalan, hile
HÂB-I NUŞİN : Ottoman Turkish
Tatlı uyku
HÂB-I RAHAT : Ottoman Turkish
İstirahat için uyku
HÂCC : Ottoman Turkish
(C.: Hüccac) Hacca gitmiş kimse. Hacı
HÂCC-ÜL HAREMEYN : Ottoman Turkish
Usulüne uygun surette, Mekke-i Mükerreme'yi ve Medine-i Münevvere'yi ziyaret eden
HÂCCE : Ottoman Turkish
(C.: Havâcc) Hacca giden, usulüne uygun olarak Kâbe'yi ziyaret ederek hac vazifesini yerine getiren kadın veya kız. * (C.: Hâcc) Bir cins diken
HÂCE : Ottoman Turkish
f. Hoca, efendi, sâhib, muallim, âile reisi
HÂCE : Ottoman Turkish
hoca
HÂCE-İ EVVEL : Ottoman Turkish
Milletin ilmen ve fikren terakki etmesi için, çeşitli bilgileri, halkın rahatlıkla anlayabileceği bir lisan ile yayan kimse
HÂCE-İ ÂLEM : Ottoman Turkish
(Hâce-i Kâinat) Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ünvanı
HÂCE-SERA : Ottoman Turkish
f. Haremağası, hadımağası
HÂCEGÂN : Ottoman Turkish
(Hâce. C.) f. Hocalar. * Eskiden yüzbaşı rütbesi karşılığında sivil rütbe. * Bâb-ı Âli kalemleri efendilerinden hususi bir rütbe taşıyan adam
HÂCEGÂN : Ottoman Turkish
Nakşîlerin bir ünvanı
HÂCEGÂN-I DİVAN-I HÜMAYUN : Ottoman Turkish
Eskiden devlet dairelerindeki yazı işlerinin başında ve bir takım mühim memuriyetlerde bulunanlar hakkında kullanılan bir tâbirdi. İkinci Mahmud zamanında yenilikler yapılıp memuriyete mahsus rütbeler ihdas olunurken hâcegânlık da rütbe sayılmış ve bunlara ait nişanla, resmi günlerde giyecekleri elbise de tâyin olunmuştu. Bu suretle hâcegân-ı divân-ı hümâyun tâbiri de tarihe karışmıştı. (O.T.D.S.)
HÂCET : Ottoman Turkish
(C.: Hâcât) İhtiyaç, lüzum, muhtaçlık
HÂCET : Ottoman Turkish
ihtiyaç, lüzum
HÂCET-MENDÂNE : Ottoman Turkish
f. Muhtaçcasına, ihtiyaçlı olarak
HÂCET-MENDÎ : Ottoman Turkish
f. Muhtaçlık, ihtiyaçlı olma
HÂCETAŞ : Ottoman Turkish
f. Eskiden bir efendinin müteaddit kölelerinden her biri
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani