Multilingual Turkish Dictionary

Ottoman Turkish

Ottoman Turkish
HÂKK : Ottoman Turkish

kazma, oyma

HÂKKA : Ottoman Turkish

Kıyamet günü. * Âfet. Devamlı musibet. (Herkesin ve her kavmin amellerini isbat ve izhar eylediğinden kıyamet gününe bu isim verilmiştir) (L.R.)

HÂKKA SURESİ : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'in
suresi olup Mekkîdir

HÂKSARÎ : Ottoman Turkish

Perişanlık, düşkünlük, rezillik

HÂKÎ : Ottoman Turkish

toprakla ilgili

HÂL : Ottoman Turkish

Dayı. * Vücudda hususan yüzde görünen siyah benek, ben

HÂL : Ottoman Turkish

durum, görünüş, nitelik, şimdi, tâkat

HÂL-İ HÂZIR : Ottoman Turkish

Şimdiki zaman, bu anki durum

HÂL-İ İHTİZAR : Ottoman Turkish

Can çekişme, ölüm ânı

HÂL-İ İNTİZAR : Ottoman Turkish

Bekleme hâli

HÂL-İ SAHV : Ottoman Turkish

Arızi veya dâimi sebeplerle, şuurunu kaybetmiş bir kimsenin, muvakkaten şuurunun yerine gelmesi hâli

HÂL-İ SİYAH : Ottoman Turkish

Siyah ben

HÂLE : Ottoman Turkish

ay çevresinde görülen parlak daire, ayla

HÂLEDÂR : Ottoman Turkish

hâleli

HÂLEN : Ottoman Turkish

durumca, şimdi de

HÂLET : Ottoman Turkish

Suret. Hâl. Keyfiyet

HÂLET : Ottoman Turkish

hâl, durum

HÂLET-İ CEHENNEM-NÜMUN : Ottoman Turkish

Cehennem gibi çok azab verici hal

HÂLET-İ GAŞY : Ottoman Turkish

Kendini bilmeyecek derecede baygınlık

HÂLET-İ NEZ' : Ottoman Turkish

Ölüm hâleti. Can verme zamanı. Sekerat vakti

HÂLET-İ RUHİYE : Ottoman Turkish

İnsanın ruh hâleti, manevi ve iç durumu

HÂLET-İ ŞUHUD : Ottoman Turkish

şuhud hali, mânen veya misalen seyretme hâleti.(...Fakat ihatasız olan hâlet-i şuhudda ve rü'ya gibi rü'yetlerini tâbirde verdikleri hükümlerinde hakları olmadığı için kısmen yanlıştır. M.)

HÂLETİNEZİ : Ottoman Turkish

can çekişme

HÂLİD : Ottoman Turkish

sonsuz

HÂLİF : Ottoman Turkish

yeminli, sözleşen