Multilingual Turkish Dictionary

Ottoman Turkish

Ottoman Turkish
HÂRİKULÂDE : Ottoman Turkish

olağanüstü

HÂRİM : Ottoman Turkish

Fakir

HÂRİS : Ottoman Turkish

Muhafız. Bekçi. * Gözcü. Himaye eden. Bekleyen

HÂRİS : Ottoman Turkish

ekici

HÂRİS-İ GAYUR : Ottoman Turkish

Çalışkan ve gayretli çiftçi

HÂRİS-İ VATAN : Ottoman Turkish

Vatanın koruyucusu, vatanın bekçisi

HÂRRE : Ottoman Turkish

çok sıcak

HÂRÛN : Ottoman Turkish

Musa aleyhisselâmın kardeşi olan peygamber

HÂRÛT : Ottoman Turkish

sihir belleten iki melekten birinin ismi

HÂRIK : Ottoman Turkish

yakıcı, yakan

HÂRIK-I ÂDE : Ottoman Turkish

Âdeti yırtan, âdetin dışarısında, hârikulâde

HÂS : Ottoman Turkish

özel

HÂSİD : Ottoman Turkish

Hased eden, kıskanan

HÂSİD : Ottoman Turkish

haset eden, kıskanan

HÂSİDANE : Ottoman Turkish

f. Kıskanarak, kıskançlıkla. Hased edercesine

HÂSİF : Ottoman Turkish

(Husuf. dan) Sararmış. Rengi, parlaklığı kalmamış. Husufa uğramış

HÂSİM : Ottoman Turkish

Kat'eden, hasmeden, kesip atan

HÂSİR : Ottoman Turkish

Hasarete uğrayan. Zarara, ziyana uğrayan

HÂSİREN : Ottoman Turkish

Ziyana uğrayarak, zarar gördüğü halde

HÂSİRUN : Ottoman Turkish

Zarar ve ziyana uğrayanlar. Eli boş kalanlar

HÂSİRÎN : Ottoman Turkish

(Hâsir. C.) Zarar görmüş olanlar, ziyana uğramış kimseler

HÂSİYET : Ottoman Turkish

özellik, özel fayda

HÂSS : Ottoman Turkish

(C.: Havass) Hususi. Hâlis. Kıymetli ve ileri gelen mühim yakınların topluluğu. * Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan. Umumi olmayıp mahsus olan. * Tam ayar olan, yabancı maddelerle karışık olmayan ve içinde bozuk bulunmayan. Tek, münferid. * Saf. * Tar: Osmanlı İmparatorluğunun ilk zamanlarında, devletin büyüklerine ayrılan yıllık geliri yüzbin akçadan fazla olan arazi

HÂSS : Ottoman Turkish

özel

HÂSS Ü ÂMM : Ottoman Turkish

Herkes, bütün herkes