Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Risale

Turkish Risale
NEBBAC : Turkish Risale

Sesi sert olan

NEBBAH : Turkish Risale

Havlayıcı

NEBBAL : Turkish Risale

Ok yapıp satan kimse. Okçu

NEBBAR : Turkish Risale

Fasih dilli, güzel konuşan adam

NEBBAŞ : Turkish Risale

Mezar soyucu, kefen soyucu

NEBE' : Turkish Risale

Haber. (Peygam)

NEBE' SURESİ : Turkish Risale

Kur'an-ı Kerim'de
Suredir. Amme Suresi de denir

NEBE'-AVER : Turkish Risale

f. Haber getiren

NEBEAN : Turkish Risale

Kaynayıp yerden çıkmak. Pınar suyunun çıkışı. Fışkırmak.(Demek ki şu enharın nebeanları, âdi ve tabiî ve tesadüfî bir iş değildir. Belki pek hârika bir surette Fâtır-ı Zülcelâl onları sırf hazine-i gaybdan akıttırıyor. S.)

NEBEHRECE : Turkish Risale

Geçmez bakırlı para. Sahte akçe. * Her nesnenin kötüsü

NEBEKE : Turkish Risale

(C: Nübük-Nebâk) Tepe

NEBERD : Turkish Risale

f. Muhârebe, savaş, harb, ceng

NEBERD-AZMÂ : Turkish Risale

f. Çok muhârebelerde bulunmuş tecrübeli kimse

NEBERD-PİŞE : Turkish Risale

f. Harb etmeyi sanat edinmiş kimse. Savaşçı

NEBERDE : Turkish Risale

f. Savaşçı, muhârib

NEBERDGÂH : Turkish Risale

f. Savaş yeri, muharebe sahası

NEBEVÎ : Turkish Risale

Nebiye ait. Peygambere dâir. Peygamberle alâkalı

NEBEZ : Turkish Risale

(C: Enbâz) Lâkab

NEBG : Turkish Risale

Un öğütülürken tozan un. * Görünmek, zâhir olmak

NEBH : Turkish Risale

(C: Nevâbih) Kabarcık. * Toprak

NEBHA : Turkish Risale

Yüksek, beyaz yer

NEBK : Turkish Risale

Yazmak. * Husumet etmek, düşmanlık yapmak. * Düz etmek, düzleştirmek

NEBL : Turkish Risale

Ok. Ok hazırlamak

NEBR : Turkish Risale

(Nibr)
(C: Enbâr
Nibâr) Keneye benzer bir küçük böcek. * Yukarı kaldırmak, yükseltmek

NEBRAS : Turkish Risale

(Nibrâs) (C.: Nebâris) (Süryânice) Kandil. Çıra. Lâmba. * Mc: Nur merkezi