Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Turkish

Turkish Turkish
DİŞ DİŞ : Turkish Turkish

çıkıntıları olan

DİŞ DİŞ : Turkish Turkish

çıkıntılı bir biçimde

DİŞ DİŞ : Turkish Turkish

çıkıntıları olan

DİŞ DİŞ : Turkish Turkish

çıkıntılı bir biçimde

DİŞ DUDAK ÜNSÜZÜ : Turkish Turkish

dişeti dudak ünsüzü

DİŞ DUDAK ÜNSÜZÜ : Turkish Turkish

dişeti dudak ünsüzü

DIŞ DÜNYA (YA DA ÂLEM) : Turkish Turkish

ülke dışı

DIŞ DÜNYA (YA DA ÂLEM) : Turkish Turkish

ilinçten bağımsız olan, bilincin dışında var olanların tümü

DİŞ ETİ : Turkish Turkish

dişeti

DİŞ ETİ : Turkish Turkish

dişeti

DIŞ GEZEGEN : Turkish Turkish

yörüngesi yer yörüngesinin dışında kalan gezegen

DİŞ GICIRDATMAK : Turkish Turkish

öfkesini davranışlarıyla göstermek

DİŞ GICIRDATMAK : Turkish Turkish

öfkesini davranışlarıyla göstermek

DİŞ GÖSTERMEK : Turkish Turkish

güçlü olduğunu, saldırıya geçebileceğini durumuyla belli etmek, tehdit etmek

DİŞ GÖSTERMEK : Turkish Turkish

güçlü olduğunu, saldırıya geçebileceğini durumuyla belli etmek, tehdit etmek

DIŞ GÜÇLER : Turkish Turkish

ekonomi ve siyasa açısından güçlü devletler

DIŞ GÜÇLER : Turkish Turkish

mekanik parçalanma, kimyasal ayrışma, yel, dalga, akarsu ve buzulların etkileri gibi kökenleri güneş erkine dayanan güçlerin ya da etkenlerin tümü

DIŞ HAT : Turkish Turkish

yurt dışı ulaşımını sağlayan yol

DIŞ HAT : Turkish Turkish

yurt dışı iletişimi

DİŞ HEKİMİ ( YA DA TABİBİ) : Turkish Turkish

dişçi

DİŞ HEKİMİ ( YA DA TABİBİ) : Turkish Turkish

dişçi

DİŞ HEKİMLİĞİ ( YA DA TABABETİ) : Turkish Turkish

dişçilik

DİŞ HEKİMLİĞİ ( YA DA TABABETİ) : Turkish Turkish

dişçilik

DIŞ KAPININ DIŞ MANDALI : Turkish Turkish

çok uzak akraba

DİŞ KİRASI : Turkish Turkish

sarayda ya da zengin konaklarında iftardan sonra, çağrılılara verilen armağan ya da para, °iftariye