Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Turkish

Turkish Turkish
DIŞKICIL : Turkish Turkish

dışkı yiyen, dışkıyla beslenen

DIŞKICIL : Turkish Turkish

dışkı üzerinde yetişen (bitki)

DIŞKILAMAK : Turkish Turkish

dışkıyı dışarı atmak

DIŞKILIK : Turkish Turkish

kimi omurgalılarda özellikle keseliler, sürüngenler ve kuşlarda, bağırsakla sidik ve üreme kanallarının açıldığı yer, °anüs, °makat, °şerç

DİSKJOKEY : Turkish Turkish

adyo, televizyon vb. yerlerde plak, ses bandı ve benzerini yöneten ve sunan kimse

DİSKLİ : Turkish Turkish

diski olan

DİSKO : Turkish Turkish

diskotek

DİSKOGRAFİ : Turkish Turkish

omurları birleştiren ana madde içine sıvı bir madde şırınga edildikten sonra çekilen radyografi

DİSKOTEK : Turkish Turkish

plak, ses bandı koleksiyonu

DİSKOTEK : Turkish Turkish

plak, bant çalınan kulüp, °disko

DİSKPLEYIR : Turkish Turkish

diskçalar

DIŞKULAK : Turkish Turkish

kulağın, kulakkepçesi ve dışkulak yolundan oluşan bölümü

DİSKUR : Turkish Turkish

söylev, °nutuk

DİSKUR GEÇMEK ( YA DA ÇEKMEK) : Turkish Turkish

nutuk verir gibi konuşmak

DIŞKUTSAL : Turkish Turkish

kutsallıkla ilgisi bulunmayan, kutsallığa ne uygun ne de karşıt olan

DIŞLAMAK : Turkish Turkish

ir kimse ya da bir toplum, bir kimseyi, bir durumu, bir düşünce vb. yi yok saymak, ilgilenmemek

DIŞLANMAK : Turkish Turkish

dışlamak eylemine konu olmak

DIŞLAŞTIRMA : Turkish Turkish

dışa vurmak: "öfkesini küfrederek dışlaştırmaya çalışıyordu."
füruzan

DIŞLAŞTIRMAK : Turkish Turkish

dışa vurmak

DİŞLEK : Turkish Turkish

dişleri dışarıya doğru olan (kimse)

DİŞLEK : Turkish Turkish

sözünü geçiren; istediğini yaptırabilen (kimse)

DİŞLEME : Turkish Turkish

dişlemek eylemi

DİŞLEME : Turkish Turkish

dantel biçiminde süsleme

DİŞLEMEK : Turkish Turkish

ir şeyin bir parçasını ısırmak ya da koparmak

DİŞLENMEK : Turkish Turkish

dişlemek eylemine konu olmak, dişle ısırılmak