Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Turkish

Turkish Turkish
DİYALOG : Turkish Turkish

oyun, roman, öykü gibi yapıtlarda iki ya da daha çok kimsenin konuşması

DİYALOG : Turkish Turkish

u biçimde konuşmalı yazılmış yapıt

DİYALOG : Turkish Turkish

anlaşma, uyum sağlama ya da bu yolda çalışma

DİYALOG KURMAK : Turkish Turkish

anlaşma ve uyum sağlayacak yolda karşılıklı konuşmak

DİYANET İŞLERİ : Turkish Turkish

dinle ilgili işler

DİYANET, -Tİ : Turkish Turkish

din kurallarına tam bağlı olma durumu

DİYANET, -Tİ : Turkish Turkish

din

DİYAPAZON : Turkish Turkish

titreştirilince ana seslerden birini veren, u biçiminde, küçük bir çelik araç

DİYAPOZİTİF : Turkish Turkish

saydam bir yüzey üzerine alınmış, projeksiyonda kullanılmaya özgü, pozitif görüntü, °slayt

DİYAR : Turkish Turkish

ülke

DİYASTAZ : Turkish Turkish

nişastayı dekstrin ve glikoz durumuna getiren, tükürükte ve pankreasın salgısında bulunan bir enzim

DİYASTOL : Turkish Turkish

sistolden sonra karıncıkların genişlemesi

DİYATERMİK : Turkish Turkish

isıgeçirgen

DİYATOME : Turkish Turkish

silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası

DİYE : Turkish Turkish

ıki tümceyi neden bildirerek birbirine bağlar

DİYE : Turkish Turkish

herhangi bir yargıya vararak, niteleyerek, sanarak, diyerek

DİYE : Turkish Turkish

adlı

DİYE : Turkish Turkish

ıki tümceyi neden bildirerek birbirine bağlar

DİYE : Turkish Turkish

herhangi bir yargıya vararak, niteleyerek, sanarak, diyerek

DİYE : Turkish Turkish

adlı

DİYE DİYE : Turkish Turkish

söyleyerek

DİYECEK : Turkish Turkish

söylenecek söz

DİYEREK : Turkish Turkish

diye

DİYET : Turkish Turkish

perhiz, °rejim

DİYET, -Tİ : Turkish Turkish

ıslam hukukunca öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu akçe