Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Turkish

Turkish Turkish
DİYETETİK : Turkish Turkish

kötü beslenmenin yol açtığı sayrılıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı

DİYETİSYEN : Turkish Turkish

diyet uzmanı

DİYEZ : Turkish Turkish

ir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren müzik imi

DİYEZ : Turkish Turkish

öylece inceltilmiş (ses)

DİYOPTRİ : Turkish Turkish

optik sistemlerin yakınsaklık birimi

DİYORİT, -Tİ : Turkish Turkish

özellikle plajiyoklazdan oluşan, saydam, üstü tanecikli derinlik kayacı

DİZ : Turkish Turkish

kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer

DİZ : Turkish Turkish

oturulduğunda uyluğun üst yanı

DİZ AĞIRŞAĞI : Turkish Turkish

dizkapağı kemiği

DİZ BOYU : Turkish Turkish

dize kadar

DİZ ÇÖKMEK : Turkish Turkish

dizlerini yere koyarak oturmak

DİZ ÇÖKMEK : Turkish Turkish

dize gelmek

DİZ DİZE (OTURMAK) : Turkish Turkish

dizleri birbirine değecek biçimde yakın (oturmak)

DİZ KAPAĞI : Turkish Turkish

dizkapağı

DİZ ÜSTÜ : Turkish Turkish

dizleri yere gelecek biçimde

DİZANTERİ : Turkish Turkish

ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın sayrılık, kanlı basur

DİZANTERİLİ : Turkish Turkish

dizanteriye yakalanmış olan (kimse)

DİZAYN : Turkish Turkish

tasarçizim

DİZAYN : Turkish Turkish

günlük eşyaların tasarımından şehirciliğe değin uzanan, insanların yaşadığı çevreye uyum getirmeyi amaçlayan bilim dalı, tasarım

DİZBAĞI, -NI : Turkish Turkish

dizde çorabın tutturulduğu bağ

DİZDAR : Turkish Turkish

kale bekçisi

DIZDIK : Turkish Turkish

akrabalığın uzak olduğunu anlatmak için yalnız "dızdığının dızdığı" deyiminde kullanılır

DİZDİRMEK : Turkish Turkish

dizmek eylemini yaptırmak

DIZDIZCI : Turkish Turkish

dızdızcılık eden kimse

DIZDIZCILIK : Turkish Turkish

irkaç dolandırıcının, bir insanın ilgisini belli bir konu üzerinde toplayıp parasını çalmaları