Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Turkish

Turkish Turkish
DOĞUMEVİ, -Nİ : Turkish Turkish

doğum yapılan sağlık kuruluşu

DOĞUMLU : Turkish Turkish

elirli bir yılda doğmuş, tevellütlü

DOĞUMSAL : Turkish Turkish

doğumla ilgili, doğumla birlikte gelen

DOĞURANLAR : Turkish Turkish

hayvanların yavru doğurma yoluyla üreyen sınıfı

DOĞURGAN : Turkish Turkish

çok doğuran

DOĞURGAN : Turkish Turkish

çok yapıt veren, °velut

DOĞURGANLAŞMAK : Turkish Turkish

doğurgan duruma gelmek

DOĞURGANLAŞTIRMAK : Turkish Turkish

doğurgan duruma getirmek

DOĞURGANLIK : Turkish Turkish

doğurgan olma durumu

DOĞURMAK : Turkish Turkish

yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak:

DOĞURTMAK : Turkish Turkish

doğurmasını sağlamak, doğurmasına yardım etmek

DOĞUŞ : Turkish Turkish

a. doğmak eylemi ya da biçimi

DÖĞÜŞ : Turkish Turkish

dövü?

DÖĞÜŞMEK : Turkish Turkish

dövüşmek

DOĞUŞTAN : Turkish Turkish

doğumla beraber (gelen), yaradılıştan, °fıtri

DOĞUŞTAN : Turkish Turkish

ireyin doğduğu andan beri var olan, öğrenilmiş şeylerin sonucu olmayarak, doğuşla birlikte gelen, yaradılıştan, °fıtri

DOĞUŞTANCI : Turkish Turkish

ve s. ruhb. doğuştancılık yanlısı, doğuştancılıkla ilgili

DOĞUŞTANCILIK : Turkish Turkish

herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme gibi edinilmiş etmenlere değil, kalıtımsal olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, °fıtriye, °nativizm

DOK, -KU : Turkish Turkish

gemi yükünün boşaltıldığı ya da geminin onarıldığı, üstü örtülü havuz

DOK, -KU : Turkish Turkish

ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo

DÖKE DÖKE : Turkish Turkish

dökerek

DÖKE SAÇA : Turkish Turkish

dağıtarak

DÖKME : Turkish Turkish

dökmek eylemi

DÖKME : Turkish Turkish

ir yerden bir yere dökülen, aktarılan

DÖKME : Turkish Turkish

kapların içinde olmayan, yığın biçiminde gelişigüzel ortaya dökülmüş olan