Multilingual Turkish Dictionary

Turkish Turkish

Turkish Turkish
DOLDURULMAK : Turkish Turkish

(biri) başkası için kötü düşünecek bir duruma getirilmek

DOLDURUŞ : Turkish Turkish

doldurmak eylemi ya da biçimi

DOLDURUŞ : Turkish Turkish

ir kimseyi başkaları için kötü düşünme ya da davranmaya yöneltme, kışkırtma

DOLDURUŞA GELMEK : Turkish Turkish

herhangi bir nitelikte olduğu yalanına inanarak bir eylemde bulunmak

DÖLEK : Turkish Turkish

ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı

DÖLEK : Turkish Turkish

düz, engebesiz (toprak parçası)

DÖLEŞİ, -Nİ : Turkish Turkish

memelilerde, anayla dölüt arasında kan alıp vermeyi sağlayan organ, etene, son, °meşime, °plasenta

DOLGU : Turkish Turkish

ir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde

DOLGU : Turkish Turkish

toprak doldurma işlemi; bu işlemin sonucu

DOLGU YAPMAK : Turkish Turkish

doldurmak

DOLGU YAPMAK : Turkish Turkish

çürük dişleri temizleyip oyuğu, uygun bir maddeyle doldurmak

DOLGULU : Turkish Turkish

ıçinde dolgu gereci olan, doldurulmuş

DOLGUN : Turkish Turkish

dolarak biçimi yuvarlaklaşmış

DOLGUN : Turkish Turkish

şişmana yakın, balıketinde

DOLGUN : Turkish Turkish

(para için) çok

DOLGUN : Turkish Turkish

öfke, kızgınlık, kırgınlık gibi duygularla dolu

DOLGUNCA : Turkish Turkish

iraz şişman

DOLGUNLAŞMAK : Turkish Turkish

dolgun duruma gelmek

DOLGUNLUK : Turkish Turkish

dolgun olma durumu

DOLİKOSEFAL, -Lİ : Turkish Turkish

uzunkafalı

DÖLLEME : Turkish Turkish

döllemek eylemi, °ilkah

DÖLLEMEK : Turkish Turkish

erkek gamet bir yumurtacıktaki dişi gametle kaynaşmayı sağlayarak, yumurtacığı tam bir göze durumuna getirmek, ºilkah etmek

DÖLLENİŞ : Turkish Turkish

döllenmek eylemi ya da biçimi

DÖLLENME : Turkish Turkish

erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın embriyon durumuna gelmesi, aşılanma, °ilkah

DÖLLENME : Turkish Turkish

tozlaşma